Onunla tekrar yakınlaşmaya başladığımda eksik olan birşeyler olduğunu bilmeme rağmen.. kendimi alıkoyamıyordum. neden ? nasıl ? niçin ? Artık bunların bir önemi yoktu..
“Bir temmuz günü, taksimde köhne bir barda bira içerken, hayatımda ilk defa bir kadını dudaklarından öpüyordum.. ağlıyordum..
uzun saçı, aslan yelesi gibi olan abinin gitarıyla o an çaldığı ” yollarda ararım seni “ şarkısını adeta sahiplenmiştik..
üzerimde, 1. sınıfa başlayan bir çocuğun çekingenliği ve heyecanı vardı. bardan çıktıgımızda saat gece yarısı 3′ü bulmuştu.
taksim’in boş ara sokaklarında şuursuzca gülüyorduk.. bu an hiç bitmesin istemiştim ama bazen de kendime “hasiktir lan.. sen bunlara layık bir adam değilsin ” diyorum
bu yaşıma kadar mutlulugu sadece filmlerde görmüştüm..”
Çocuklugum, Beşiktaş’ın idman sahalarında top teperek geçti.. Rıza abi,Feyyaz abi gibi isimleri saha kenarından izlemekten cok keyif alıyordum. Sanki Beşiktaş’tan hiç ayrılmayacaklarmış gibi geliyordu.. sanki sanki.. Beşiktaş’tan ayrılsalar benim için Beşiktaş’ın bir anlamı kalmayacak gibi geliyordu.. Çok korkuyordum çok..
İdman’dan terli ve aç çıkmıştım. Yolun karşısındaki dürümcüye giderken, göz göze geldim onunla.. annesiyle pazar’dan dönüyordu.. Bir elinde domates, diğer elinde patates dolu poşetler vardı. Sanırım ilk defa bir kızdan etkilenmiştim. Dürümü bitirmiş.,bir yandan ağzımdaki lekeyi terli formamla silip, önümden geçip giden kız’a bakıyordum. Bir daha göremecegimi düşünüp, dürümcüden ayrılıp evin yolunu tuttum.
Devamı haftaya…