oylesine yaziyorum

18/10/2009

ve hala gülüyordu… ( 3. Bölüm )

Filed under: Serbest Yazılar — yusufyor @ 21:15
Tags: , , , ,

Karşı cinsten çekindiğim için 1 sene böyle devam etti. Ben top oynuyordum. O beni izliyordu.
Veli toplantısı olacağı gün heyecanın doruk noktasındaydım.Gene her zaman oldugu gibi toplantı sonrası babam eve gelip,beni azar manyağı yapacaktı. Alışamadım bir türlü..
Ama bu sefer farklı birşeyler vardı.. Toplantıdan geleli 1 saat oldu. Evde normal davranıyordu. Akşam yemeğimizi yedikten sonra babam kareli ajandasını çıkarıp birşeyler yazmaya başladı.
Herhangi birsey soylesem,beni azarlayacagını düşündüğümden ağzımı açamıyordum.Yaklaşık yarım saat sonra sandalyeden kalktı,”artık o okula gitmiyorsun”dedi.. Sonradan anlattıgına göre..
Son veli toplantısında gene yüklü miktarda para istemişler ve babam okul yönetimiyle münakaşaya girmiş,çocuğu alıyorum okuldan demiş..
Çok sık okul değiştirdiğimden, bir türlü okul arkadaşı edinemiyordum.30 yaşına gelip,hala ilkokul arkadaşlarıyla gezip,dolaşan insanlara özendim be amına koyim.. Sabit bir arkadaşımız olmadı.. olamadı..
Yeni okulum,idman sahasına da yakındı ama daha eskiydi,sevemedim.Haftasonu, Boluspor’un altyapı takımıyla maç yaptık ve yenildik. Devre arasında antrenörümüzden yediğimiz fırçalar yetmemiş olacak,dönerken de otobus içinde saydırmaya devam ediyordu.
25 kişinin içinde bana ” artis gibi oynama lan ” demesi artık dokunmuyor,zira aklım yeni okulumdaydı. Bugün yeni okuluma gidecegim ilk gündü.. Çantamı sırtlayıp okula dogru yol aldım.Okulun merdivenleri,eski okuluma göre daha küçüktü…
Yeni sınıfıma girmeden önce tuvalete girdim.Hayatımda ilk kez pisuvarla karşılaşmam burada oldu. Boyum pisuvara yetmiyor,parmak uçklarımla yükselmeye çalışırken,dengemi kaybedip yere düştüm.Yeni okulda ilk gün için çok kötü bir başlangıç yaptım.
Üzerimi,başımı milletin sidiklerinden temizledikten sonra,sınıfa doğru yöneldim. Tahta,gri renkteki kapıyı açtım.İçerde hınca hınç çocuk vardı. Bir sırada 3-4 kişi oturuyordu.Çok korktum!. Geri adım atmak istedim atamadım.3 Kişi oturan bir sıraya oturdum.
Yabancı gözlerle etrafı süzerken midemin yukarı doğru cıktıgını hissettim.İdman sahasının tribunlerinde gördüğüm kız, yan sırada duvar kenarında oturuyordu.Çok heyecanlanmıştım.Ortada oturdugum için çok zor şartlar altında kızı görüyordum.Bu böyle devam edemezdi.

Devamı yakında : )

29/09/2009

ve hala gülüyordu… ( 2. Bölüm )

Akşam eve gittigimde, babam gene televizyonu elegeçirmişti. Odama çekilip, terli ve yağ lekeli formamı odamın içine gelişi güzel fırlattıktan sonra, amiga 500 ile oynamak için
halıda tam oyun oynama pozisyonu aldıgım sıralarda.. annemin feryat figan ” yemek soguyor hadi! ” çığlığı ile aksam yemeginin hazır oldugunu ve daha fazla halı üzerinde beklersem, anne terliğinin sırtımda iz çıkaracagını daha önceden tecrübe ettiğim için, koşar adımlarla ellerimi yıkadıktan sonra yemek masasına oturdum..
Babam gene televizyondaki bir habere sinirlenmişti. Hışımla yemek masasına geliyordu… Bana bir şey diyecek diye korkuyordum. En sonunda geldi ve.. ” gene yara bere içinde kalmışsın.. nasıl oldu ? “dedi
Saliseler icinde kafamdan bir hikaye uydurmayı babamın soruları karşısında ögrenmistim. Futbola her zaman karşı olan babama ” Kafaya çıkarken, planjön’e giden kaleciyle direk arasına sıkıştım babacığım” deseydim.. sanırım futbol kariyerim bir daha açılmamak üzere kapanacaktı.
“Okul’un girişindeki mermerlerde arkadaşlarla kayarken düştüm babacığım” dedim. “iyi bir daha kayma o zaman sende dedi ” ve bu konu kapandı..
Yemekten sonra, bütün gün hayalini kurdugum amiga 500′e kavuştum.Deliler gibi oynadıktan sonra,tuvalet için ayağa kalkmaya çalışırken, saatlerce halıda oyun oynamaktan uyuşan ayağım beni yere yapıştır ve yüzümdeki yara sayısını arttırmıştı.
Nefret ettiğim birşey varsa o da pazar sabahları idman olmasıydı. Her idman başında yapılan sıkıcı ısınma hareketleri beni deli ediyordu. Bir an önce topa vurmak istiyordum. Bu aptal hareketlerle vakit kaybetmek istemiyordum.
Çapraz koşularda bittikten sonra nihayet çift kale maç yapacaktık. Antrenörümüz adam paylaşımı yaparken, kaş göz hareketleri yapıyordum beni güçlü takıma seçmesi için..
Sonunda kırmızılı takımın santraforu olarak görev aldım. Maç güzel başlamıştı. Gelen ortalara başarısız rövaşata denemelerim antrenörüm tarafından ” Şov yapmıyoruz çocuklar ” olarak yorumlanıyordu.
Bu sefer sol kanattan hücum ediyorduk. Ben de sağ kanattan, sağ elimi kaldırmış koşuyordum. Ceza sahasına yakın bir yerlerden, yerden gelen pasa tüm gücümle vurdum.
Şutun güzelliği karşısında ayağımdaki ağrıyı top direğe çarpınca anladım. Sızlamıştı.. Top direğe çarpıp, derme çatma tribunlere gitmişti. Futbolun en basit kurallarından biri olan ” atan alır ” dan nefret ediyordum..
Tribun girişine giderken, bi amca topu bana uzatıyordu. Gözlerime inanamıyorum.. Dün dürüm yerken gördüğüm kız tribunde babasıyla bizi izliyordu.. Amcanın koltuk altındaki bosluktan kıza bakarken, titreyerek ” teşekkürler amca ” dedim.
O an midem ile kalbim arasında bir bosluk hissettim. Artık maç umrumda degildi.. Yapılan ortalarda kafaya cıkarken bile gözlerim ismini bilmediğim kızdaydı

devamı yarın…

28/09/2009

ve hala gülüyordu…

Onunla tekrar yakınlaşmaya başladığımda eksik olan birşeyler olduğunu bilmeme rağmen.. kendimi alıkoyamıyordum. neden ? nasıl ? niçin ?  Artık bunların bir önemi yoktu..

“Bir temmuz günü, taksimde köhne bir barda bira içerken, hayatımda ilk defa bir kadını dudaklarından öpüyordum.. ağlıyordum..
uzun saçı, aslan yelesi gibi olan abinin gitarıyla o an çaldığı ” yollarda ararım seni “  şarkısını adeta sahiplenmiştik..
üzerimde, 1. sınıfa başlayan bir çocuğun çekingenliği ve heyecanı vardı. bardan çıktıgımızda saat gece yarısı 3′ü bulmuştu.

taksim’in boş ara sokaklarında şuursuzca gülüyorduk.. bu an hiç bitmesin istemiştim ama bazen de kendime “hasiktir lan.. sen bunlara layık bir adam değilsin ” diyorum
bu yaşıma kadar mutlulugu sadece filmlerde görmüştüm..”

Çocuklugum, Beşiktaş’ın idman sahalarında top teperek geçti.. Rıza abi,Feyyaz abi gibi isimleri saha kenarından izlemekten cok keyif alıyordum. Sanki Beşiktaş’tan hiç ayrılmayacaklarmış gibi geliyordu..  sanki sanki.. Beşiktaş’tan ayrılsalar benim için Beşiktaş’ın bir anlamı kalmayacak gibi geliyordu.. Çok korkuyordum çok..
İdman’dan terli ve aç çıkmıştım. Yolun karşısındaki dürümcüye giderken, göz göze geldim onunla..  annesiyle pazar’dan dönüyordu.. Bir elinde domates, diğer elinde patates dolu poşetler vardı. Sanırım ilk defa bir kızdan etkilenmiştim. Dürümü bitirmiş.,bir yandan ağzımdaki lekeyi terli formamla silip, önümden geçip giden kız’a bakıyordum. Bir daha göremecegimi düşünüp, dürümcüden ayrılıp evin yolunu tuttum.

Devamı haftaya…

Theme: Rubric. WordPress.com'dan blog alın.

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.